|
Ali Fuat Cebesoy
Kurtuluş Savaşı komutanlarından, diplomat ve siyaset adamı. 1882 yılında
İstanbul'da doğdu. Babası İsmail Fazıl Paşa'nın gönülsüzlüğüne rağmen, girdiği
Harp Okulu'nda Mustafa Kemal ile aynı sınıfa düşmesi bir bakıma gelecekteki
kaderini çizmiş oldu.
Cebesoy'un Beyrut'ta başlayan kıta hizmetleri, 1908'deki Roma Askeri Ataşeliği
dışında, çok hareketli geçti. Trablus'ta savaş başlar başlamaz (1911) oraya ilk
gidenler arasındaydı. Balkan Savaşı sırasında Karadağ'da, Yanya Kalesi'nde,
Pista ve Pisani muharebelerinde, 1. Dünya Savaşı'nın başında tümen komutanı olarak
katıldığı Kanal Hareketi'nde, büyük başarılar gösterdi. İstanbul Hükümeti'nin
İçişleri Bakanı, Mustafa Kemal'in görevsizliğini bir genelgeyle açıklayınca Ali
Fuat Paşa da kendi bölgesindeki valilere ve mutasarrıflara kendisinden gelecek
emirlere göre hareket edilmesini bildirdi (1919). Ayrıca, her tarafta Müdafaa-i
Hukuk ve Reddi İlhak Cemiyetlerinin kurulacağını ilgililere hatırlattı. Bu
çabaları takdirle karşılandığı için, Sivas Kongresi sonrasında Cebesoy, Umum
Kuva-yı Milliye komutanı olarak görevlendirildi.
Kendisini çekemeyenlerce Çerkez Ethem taraftarlığıyla suçlandı. Doğru olmadığı
sonradan belgelerle ortaya konan bu suçlama üzerine, ayaklanmaların
bastırılmasından sonra, Ankara'ya çağrılarak Moskova Büyükelçiliği'ne atandı.
Mustafa Kemal'in talimatını yerine getirmekle yükümlü olduğu bu zor görevi
başarıyla yürüttü ve 10 Mayıs 1921'de Ankara'ya dönerek Mecliste siyasi
çalışmalarına başladı. Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti başkanlığını yaptı. 1925' te
Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının kurucuları arasında yer aldı. Ertesi yıl
(1926) İzmir Suikasti dolayısıyla Ali Fuat Paşa da tutuklandı, yargılandı ve
beraat etti.
Cebesoy'un ikinci dönem siyasi hayatı İnönü'nün Cumhurbaşkanlığı yıllarında
başladı. Milletvekili olarak tekrar Meclise girdikten sonra Bayındırlık
Bakanlığı (1939-1943) ve bir ara TBMM Başkanlığı da (1947-1950) yaptı. 1968
yılında öldü.
Celal Bayar
Parlamenter, devlet adamı, Türkiye Cumhuriyeti'nin 3. Cumhurbaşkanı Celal
Bayar, 1883 yılında Bursa-Gemlik'te doğdu. İlk ve orta öğrenimini babası Abdullah
Fehmi Efendi'nin yanında yapan Bayar, Gemlik mahkeme ve reji kalemine memur
olarak girdi. Daha sonra Ziraat Bankası'nda çalışmaya başladı. İttihat Terakki
Cemiyeti'nin kurduğu gönüllüler taburuna yazıldı. Zamanla bu partinin sayılı
üyeleri arasına girdi. İzmir'de kurulan cemiyetin genel sekreterliğini yürüten
Bayar, Kız Lisesi'nin ve Şimendifer Okulu'nun açılmasına ön ayak oldu. Kurtuluş
Savaşı sırasında Ege bölgesinde Galip Hoca adıyla köyleri dolaştı. I.Dünya
Savaşı'ndan sonra İzmir'de kurulan Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin de faal üyeleri
arasına katıldı. 1920 tarihinde Bursa milletvekili olarak Büyük Millet Meclisi'ne
katılan Bayar, aynı tarihte İktisat Bakanlığı'na vekalet etti. Çerkez Ethem'in
isyanı sırasında, Ethem'i ikna etmek için gönderilen heyete başkanlık etti.
1921'de İktisat Başkanlığı'na getirildi. Lozan Konferansı'na müşavir üye olarak
katıldı. 1924'te Türkiye İş Bankası'nı kurma görevini üstlendi. 1937'de İsmet
İnönü'nün başbakanlıktan ayrılması üzerine, Atatürk tarafından Türkiye Cumhuriyeti'nin
14. Başbakanı olarak tayin edildi ve ilk kabinesini kurdu. Atatürk'ün ölümünden
sonra, Cumhurbaşkanlığı'na seçilen İsmet İnönü tarafından da başbakan olarak
tayin edildi. Daha sonra İnönü ile anlaşamadığından, yerini 3 Mayıs 1939'da Doktor
Refik Saydam'a bıraktı.
Atatürk'ü sevmenin milli bir ibadet olduğunu daha 1930'larda söylemiştir.
Nitekim onun gayretiyle 1951'de Atatürk'ü Koruma Kanunu çıkarılmıştır.
CHP'de arkadaşları ile 1945'de Dörtlü Takrir'i verinceye kadar görev aldı ve bu
tarihte Adnan Menderes, Fuat Köprülü ve Refik Koraltan ile birlikte Demokrat
Parti'yi kurdu. 14 Mayıs 1950 genel seçimlerinde genel başkanı bulunduğu
Demokrat Parti'nin iktidarı büyük çoğunlukla kazanması ile 22 Mayıs 1950'de
toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisi Bayar'ı Cumhurbaşkanlığına seçti.
1954-1957 genel seçimlerinden sonra da Meclis tarafından Cumhurbaşkanlığına
seçilen Celal Bayar, 10 yıllık Cumhurbaşkanlığı döneminde Adnan Menderes'i
başbakan olarak tayin etmiştir. Bayar, 27 Mayıs 1960'da Türk Silahlı Kuvvetleri'nin
yönetime el koymaları ile tutuklanarak Yassıada'ya götürüldü. 16 ay süren
soruşturma ve yargılamadan sonra, Yassıada Yüksek Adalet Divanı tarafından, 15
Demokrat Parti, ileri geleni ile birlikte idama mahkum edilmiştir. Milli Birlik
Komitesi, idamlardan üçünü (Menderes, Zorlu, Polatkan) onaylarken, başta Celal
Bayar olmak üzere, 12 Demokrat Parti ileri geleninin idam hükmünü müebbet hapse
çevirmiştir. Yassıada'dan Kayseri cezaevine götürülen Bayar, orada
rahatsızlanmış, evinde tedavi edilmek üzere serbest bırakılmıştır (7 Kasım
1964). Celal Bayar, 105 yaşındayken Ağustos 1986'da vefat etmiştir.
Cevat Abbas
Mustafa Kemal'in başyaveri olan Cevat
Abbas, 1887 yılında Niş'te doğdu. Mustafa Kemal ile Samsun yolculuğuna
seçilenler arasındaydı. Harp Okulu'nu 1908 yılında bitirdi. İtalya, Balkan ve
I. Dünya Savaşlarında bulundu. Üsteğmen rütbesiyle katıldığı Çanakkale
Savaşı'nda, Mustafa Kemal, Cevat Abbas'ı emir subayı olarak karargahına aldı.
1916'da yüzbaşılığa yükseldi. 16 Mayıs günü Samsun'a gitmek üzere Bandırma
Vapuru'na binerken, merkezi Erzurum'da bulunan 9. Ordu Müfettişliği
başyaveriydi. Cevat Abbas, Samsun'dan Erzurum'a varıncaya kadar Mustafa Kemal'in
yazışma işlerini yönetti. Sivas Kongresinde, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk
Cemiyeti mensuplarının Meclis-i Mebusan seçimlerine girebilmeleri görüşü
benimsenince Bolu'dan milletvekili seçildi ve İstanbul'a gitti. Meclis-i
Mebusan dağıtıldıktan sonra Ankara'ya döndü ve Birinci TBMM'ne Bolu
milletvekili olarak katıldı. Erzurum'da istifa etmesiyle son bulan askerlik
hayatı, 1920'de yeniden başladı ve yüzbaşı rütbesiyle Kurtuluş Savaşı'na
katıldı. Yozgat Ayaklanmanın bastırılmasında gösterdiği çalışmalarından dolayı
kendisine İstiklal Madalyası verildi. Rütbesi 1923'te binbaşılığa yükseltildi.
1924'te kurulan İş Bankası'nın kurucuları ve hisse sahipleri arasında Cevat
Abbas da vardı.
Cevat Abbas Gürer'in 1941 yılına kadar milletvekilliği yaptı. Mustafa Kemal'le
ilgili hatıralarını, Ebedi Şef Kurtarıcı Atatürk'ün Zengin Tarihinden Birkaç
Yaprak (1939) adlı kitapta topladı. 1943 yılında Yalova'da öldü.
Falih Rıfkı Atay
Gazeteci ve yazar. 1894 yılında İstanbul'da doğdu. Fıkra, makale, gezi
türlerindeki gazete yazılarıyla ve özellikle Atatürk'ü yakından tanıtan
anılarıyla ün kazanan Falih Rıfkı Atay, Kovacılar semtindeki Rehberi Tahsil
Rüştiyesi'ni bitirdikten sonra Hüseyin Cahit'in Yalçın müdürlük yaptığı Mercan
İdadisi'nde öğrenimini tamamladı. Darülfünun'un Edebiyat bölümünü bitirdi.
İdadide edebiyat öğretmeni olan Celal Sahir Erozan ile kendisinden bir ileri
sınıfta okuyan Orhan Seyfi Orhon, Falih Rıfkı'nın edebiyat beğenisinin
gelişmesine yardımcı oldular. İlk Yazıları, Servet-i Fünun dergisinin genç
yazarlara ayrılan ek sayfalarında yayımlanan Falih Rıfkı'nın Tecelli(1911)
dergisi ile Süleyman Bahri'nin yönettiği Kadın(1912) dergisinde Cenap
Şahabettin ile Ahmet Haşim'in eserlerini hatırlatan şiirleri çıktı.
1912'de Tanin gazetesinde düz yazıları yayımlanmağa başladı; İstanbul
Mektupları, Edirne mektupları gibi yazıları çıktı. 1913-1914 yıllarında sadaret
ve Dahiliye Nazırlığı kalemlerinde çalıştı. Dahiliye Vekili Talat Paşa ile
birlikte gittiği Bükreş'ten Tanin gazetesine röportaj yazıları yolladı. Bu
dönemdeki yazıları, Türkçülük ve Türkçecilik akımlarının etkisini taşıyordu. I.
Dünya Savaşı'nda yedek subay olarak Suriye'ye gitti; 4. Ordu kumandanı Cemal
Paşa'nın hususi katipliğini yaptı. Suriye ve Filistin'deki savaş anılarını "Ateş
ve Güneş" (1918) kitabında topladı. Cemal Paşa'nın Bahriye nazırı olması
üzerine Kalemi Mahsusa müdür yardımcılığına getirildi (1917). Kazım Şinasi
Dersan, Necmettin Sadık Sadak, Ali Naci Karacan ile birlikte Akşam Gazetesini
çıkarmağa başladı (1918). Bu gazetede Günün Fıkraları başlığıyla sürekli
yazılar yazdı. Kurtuluş Savaşı'nı destekleyen etkili yazıları dolayısıyla idam
istenerek Kürt Mustafa Divan-ı Harbi'ne verildi. Fakat İnönü Zaferi'nin
kazanılması üzerine Divan-ı Harp tutumunu değiştirdiği için idamdan kurtuldu.
Kurtuluş Savaşı sona erdiği sırada İzmir'de Atatürk ile görüşmeğe gelen
gazeteciler arasındaydı. Atatürk'ün isteği üzerine İkinci Büyük Millet Meclisi'ne
Bolu'dan milletvekili seçildi (1922). Daha sonra uzun yıllar Ankara
Milletvekili olarak T.B.M.M.'de bulundu. Hakimiyet-i Milliye, Milliyet ve Ulus
gazetelerinin başyazarlığını yaptı.
Yeni Türk Alfabesi'nin hazırlanması ve uygulanması sırasında Dil Encümeni'nde
görev aldı. Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın tutumuna şiddetle karşı çıktı. Ulus
gazetesinin başyazarlığını yaptığı dönemde Ankara şehir planı jürisinde üyelik
ve İmar Komisyonunda başkanlık yaptı. 1946'da çok partili döneme geçildikten
sonra Ulus gazetesinde CHP'nin savunuculuğunu sürdürdü. Demokrat Parti'nin 1950'de
iktidara geçmesinden sonra Dünya Gazetesi'ni kurarak (1952) muhalefete geçti;
yeni iktidara karşı Atatürk devrimlerini savundu.
Falih Rıfkı Atay, sağlam, atak, çekici, anlatımı ve duru Türkçesiyle Cumhuriyet
basınının usta kalemlerinden biriydi. Günlük siyasi olayları ele alan başyazı
ve fıkraları yanında Ulus ve Dünya gazetelerinde Pazar günleri yayımladığı
haftalık yazılarında çok usta bir deneme ve söyleşi yazarı niteliği
gösteriyordu. Gezi ve anı türlerinde Cumhuriyet döneminin çok ilginç ürünlerini
verdi.
Eserleri: "Eski Saat" (1933), "Niçin Kurtulmamak?" (1953), "Çile" (1955), "İnanç"
(1965), "Kurtuluş" (1966), "Pazar" "Konuşmaları" (1966), "Bayrak" (1970), "Ateş
ve Güneş" (1918), "Atatürk'ün Bana Anlattıkları" (1955), "Mustafa Kemal'in
Mütareke defteri" (1955), "Çankaya" (1961), "Batış Yılları" (1963), "Atatürk'ün
Hatıraları" ; "1914-19" (1965), "Atatürk Ne idi?" (1968), "Faşist Roma", "Kemalist
Tiran, Kaybolmuş Makedonya" (1930), "Deniz Aşırı" (1931), "Yeni Rusya" (1931), "Moskova-Roma"
(1932), "Bizim Akdeniz" (1934), "Taymis Kıyıları" (1934), "Tuna Kıyıları"
(1938), "Hind" (1944), "Yolcu Defteri" (1946), "Atatürkçülük Nedir?" (1966), "Roman"
(1932).
Fethi Okyar
Devlet adamı ve Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın kurucusu. Pirlepe'de doğdu. İyi
bir öğrenim gördü. Vatan Hürriyet Cemiyeti'nde Mustafa Kemal ile beraber
çalıştı. 1908 da Paris'te ataşemiliter olan Fethi Bey, Trablusgarp Savaşı
çıkınca Paris'ten ayrıldı, Afrika'da yapılan savaşlara katılmak üzere
Trablusgarb'a geçti.
1913'de İttihat ve Terakki Genel Merkezi'ne üye seçilmiş ve Genel Sekreter
olmuştur. Aynı yılın son aylarında Sofya'ya elçi olarak tayin edildi. İzzet
Paşa'nın kısa süren Sadrazamlığında Dahiliye Nazırı olarak görev alan Fethi
Bey, Damat Ferit Paşa tarafından tutuklandı. Bütün muhaliflerini ortadan
kaldırmak isteyen Damat Ferit, Fethi Bey'i Enver, Cemal ve Talat Paşaların
kaçmalarına göz yummakla suçlandırmış ve Malta'ya sürgüne göndermiştir. Ancak
tutuklanan İngilizlerle değiştirilmek suretiyle 1921 yılında Malta'dan
kurtarıldı. Büyük Millet Meclisi tarafından Büyük Taarruz'da Dahiliye Nazırı
olarak seçilen Fethi Bey, Roma, Paris ve Londra'ya giderek; Yunanlıların
Anadolu'dan çekilmelerini sağlayacak bir barış için çalışmıştır. Fethi Bey bu
durumu, o sırada taarruz hazırlıklarını tamamlamak üzere bulunan Mustafa Kemal'e
bir telgrafla bildirdi. Daha sonra da Ankara'ya döndü. Rauf Orbay'ın
Başbakanlık görevinden ayrılması üzerine Başbakan seçildi (4 Ağustos 1923).
Cumhuriyetin ilanı sırasında yaşanan kabine buhranı üzerine Başbakanlıktan
ayrıldı. Mustafa Kemal'in Cumhuriyetin ilanına karar verdiği sırada, O'nun
yanında bulunmuş ve Mecliste takip edilecek çalışma şeklini beraberce tespit
etmişlerdir. Fethi Bey, Cumhuriyetin ilanından sonra TBMM Başkanı seçildi.
Terakkiperver Fırka'nın kurulmasından sonra, Başbakanlıktan ayrılan İsmet İnönü'nün
yerine tekrar başbakanlığı seçilen Fethi Okyar, Şubat 1925'te başlayan Şeyh
Sait İsyanı sırasında Başbakanlıktan ayrıldı.
Büyükelçi olarak çalıştığı Paris'ten, 1930 yılında dinlenmek için yurda gelen
Fethi Okyar'a Mustafa Kemal tarafından yeni bir parti kurması teklifi yapılması
üzerine, Serbest Cumhuriyet Fırkası'nı kurdu. Fakat bu parti kapatıldı. Mustafa
Kemal'in ölümünden sonra da çalışmalarına devam eden Fethi Okyar, 12 Mart 1941'de
Adliye Vekaleti görevinden ayrılmış ve birkaç yıl sonra 7 Mayıs 1943'de
ölmüştür.
Fevzi Çakmak
Asker ve siyaset adamı. 1856 yılında İstanbul'da doğdu. Anadolu'da kurtuluş
kaynaşmaları başladığı sırada, Saray'ın gözde adamları arasındaydı. 1898
yılında kurmay yüzbaşı olarak Akademi'yi bitirdikten sonra, Arnavutluk'ta görev
yaptı (1899). Arnavutluk ve Rumeli vilayetleriyle ile ilgili ıslahat
kararlarını uygulamakla görevli heyette bulundu (1912); 1917'de Diyarbakır'da
tümen komutanlığı; aynı yıl Filistin'de 7. Ordu komutanlığı yaptı. 1918'de
Genelkurmay Başkanlığı'nda görevliydi ve Mustafa Kemal'in Samsun'a hareketinden
bir gün önce de 1. Ordu Müfettişliği'ne atandı.
1919 yılı başlarında Ali Rıza Paşa Kabinesi'nde Harbiye nazırı oldu. Fevzi Paşa
3 Mayıs 1920'de Kozan milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne
katıldı; aynı gün de Milli Savunma Bakanlığı'na ve İcra Vekilleri heyeti
reisliğine getirildi.
1920 sonlarında Erkân-ı Harbiye'si Umumiye vekil vekiliydi. 1921'de II. İnönü
Savaşı'ndan sonra Korgenerallik rütbesiyle Genelkurmay Başkanlığı'na getirildi.
Sakarya Zaferi'nin ardından da Meclis'ten mareşallik rütbesini aldı. İlk
yıllarda aynı zamanda milletvekiliydi ama 1925'te askerlikle siyaset arasında
bir seçim yapma durumunda kalınca asıl mesleğinde karar kıldı ve 1944 yılında
yaş haddinden emekliye ayrılıncaya kadar Genelkurmay Başkanlığı'nda kaldı. En
büyük başarısı Atatürk ile İnönü'nün de kesinlikte aynı görüşte olmalarından
güç alarak, orduyu siyaset dışında bırakabilmesiydi.
Çakmak, askerlik hayatını iki ayrı döneminde, iki eser yayınladı: "Garbi Rumeli'nin
Suret-i Ziya ve Balkan Harbi'nde Garp Cephesi Hakkında Konferanslar" (1927) ve "Büyük
Harbde Şark Cephesi Hareketleri" (1936).
Mareşal Fevzi Çakmak, 1948'de siyaset sahnesine çıktı ve emekliye ayrılışından
sorumlu tuttuğu İnönü'ye karşı çıkmak için DP listesinden İstanbul milletvekili
olarak Meclise girdi. Atatürk dönemi bakanlarından Cami Baykut ve Tevfik Rüştü
Aras ile birlikte sol eğilimli İnsan Hakları Derneği'ni kurdu.
10 Nisan 1950'de vefat etmiştir.
Hasan Rıza Soyak
Yönetici ve siyaset adamı. 1888 yılında Üsküp'te doğdu. Rüştiye'yi bitirdikten
sonra İstanbul'da, Vilayet kaleminde devlet hizmetine girdi; kısa bir süre
sonra buradan İstanbul Merkez Komutanlığı'na bağlı Sıkıyönetim Komutanlığı
hatipliğine geçti (1914). Aynı yıl 1. Kolordu Kurmaylığı bürosunda
görevlendirildi. I. Dünya Savaşı'nın ilk yılını burada geçirdi ve 1916'da 2.
Kolordu Kurmaylığı'nda aynı nitelikte bir göreve nakledildi (1918). Savaşın son
iki yılında Harbiye Nezareti'nde idi. Hasan Rıza, Ankara'da önce TBMM'ye hatip
olarak girdi (1922). Bu görev, kendisini sürekli olarak Mustafa Kemal'in
yakınında tutuyordu. Mustafa Kemal, Cumhurbaşkanı seçildikten sonra, kendisini
mutemet olarak Çankaya Köşkü'ne aldı (1924). 1927'de özel kalem müdürü, 1932'de
genel sekreter vekili, 1934'te de genel sekreter oldu. Genel sekreterliği
sırasında bir dönem de Burdur milletvekilliği yaptı.
Hasan Rıza'nın görevleri değişirken aynı kalan bir şey vardı; Mustafa Kemal'in
kendisine karşı beslediği güven ve bu güven sebebiyle Mustafa Kemal'in değişmez
vekil harçlığı. Bu görevle, Hasan Rıza başından sonuna Mustafa Kemal'in özel
hesaplarını tutan ve harcamalarını yapan kişi olarak kalmıştır. 1970 yılında
İstanbul'da öldü.
İsmet İnönü
1910-1913 yılları arasında Yemen İsyanı'nın bastırılması harekatına katıldı. Bu
ve bundan önceki görevlerinde hudut problemleri ve asilerle yapılan
anlaşmalarda başarılı hizmetleri ve mesleki özellikleriyle dikkati çekti.
Birinci Dünya Savaşı sırasında Kafkas Cephesi'nde Kolordu Komutanı olarak
Atatürk'ün emrinde çalıştı ve öğrencilik yıllarından beri devam eden
dostlukları ile devletin geleceği hakkında ortak fikirleri gelişti. Suriye
Cephesi'nde savaştı; Milli Mücadele sırasında Atatürk'ün en yakın silah
arkadaşı olarak çalıştı. Edirne milletvekilliği ve bakanlık yaptı. Albay İsmet
Bey, mebusluk ve bakanlık da uhdesinde kalarak Garp Cephesi Komutanlığı'na
getirildi. 25 Ekim 1920'den sonra Batı Cephesi Komutanı olarak Çerkez Ethem
isyanını bastırdı. Birinci ve İkinci İnönü Savaşlarını yönetti. Tuğgeneral
rütbesine yükseldi.
Sakarya Meydan Savaşı ve Büyük Taarruz'dan sonra kazanılan zafer üzerine
Mudanya Mütarekesi'nde Büyük Millet Meclisi'ni temsil etti. Lozan Barış
Konferansı'na Dışişleri Bakanı ve Türk heyeti başkanı olarak katıldı. 24 Temmuz
1923'te Lozan Antlaşması'nı imzaladı.
Cumhuriyetin ilanından sonra 1923-1924 yıllarında ilk hükumette Başbakan olarak
görev aldı, 1924-1937 yılları arasında bu görevini sürdürdü.
İnönü, Atatürk İnkılaplarının gerçekleşmesinde ve Türkiye Cumhuriyeti'nin
sağlam temeller üzerine oturtulmasında Atatürk'ün en yakın mesai arkadaşıydı.
Atatürk'ün ölümünden sonra, 1938 yılında, TBMM tarafından Türkiye'nin ikinci
Cumhurbaşkanı olarak seçildi. İkinci Dünya Savaşı sırasında Türkiye'yi savaş
felaketinin dışında tutmayı başardı. Savaştan sonra çok partili siyasi rejime
geçilmesinde en büyük destek oldu. 1950 yılında, yapılan seçimleri kaybettikten
sonra, 1960 yılına kadar Ana Muhalefet Partisi Başkanı olarak siyasi yaşamını
sürdürdü. 27 Mayıs harekatından sonra Kurucu Meclis üyeliğine seçildi ve 10
Kasım 1961 tarihinde Başbakanlığa atandı.
1965 yılında bu görevden ayrıldıktan sonra milletvekili olarak siyasi yaşamına
devam etti, 1972'de Parti Genel Başkanlığı ve milletvekilliğinden istifa
ederek; ölünceye kadar (25 Aralık 1973) Anayasa gereğince Cumhuriyet Senatosu
tabii üyeliği görevinde bulundu.
İzzettin Çalışlar
Asker, Kurtuluş Savaşı komutanlarından ve siyaset adamı. 1882 yılında Yanya'da
doğdu. İstanbul'da Milli Savunma Bakanlığı Personel Dairesi emrinde çalışmayı
reddederek Mudanya'da Milli Mücadele kuvvetlerine katıldığında (1 Temmuz 1920)
yarbaydı. O tarihe kadar Üsküp'ten Anafartalar'a uzanan çeşitli yerlerde görev
yaptı. Çalışlar, Milli Mücadele'yi yürüten kuvvetlerden 23. Tümen komutanlığına
atandı, 20. Kolordu'nun da komutan vekilliğiyle görevlendirildi.
Kütahya-Eskişehir, Birinci ve İkinci İnönü ve Sakarya Meydan Savaşları'nda
tümen ve grup komutanı olarak bulundu. 1921'de albaylığa, 1922'de generalliğe
yükseldi. 1926'da korgeneral oldu. Bu sırada 1. Ordu'ya komuta ediyordu ve bir
ara İzmir valiliği ile Askeri Mahkeme üyeliği de ek görev olarak kendisine
verilmişti. Çalışlar, 1930'da orgeneralliğe yükseltildikten sonra ordu komutanı
olarak 1939'a kadar görevini sürdürdü. Emekliye ayrıldıktan sonra Aydın (1939),
Muğla (1940 ve 1943), Balıkesir (1943) milletvekili olarak Meclis'de bulundu.
1951 yılında İstanbul'da öldü.
Kazım Karabekir
Asker, Milli Mücadele kahramanlarından ve siyaset adamı. 1882 yılında İstanbul'da
doğdu. İlköğrenimini değişik yerlerde tamamladı. Ortaokul ve liseyi Fatih
Askeri Rüştiyesi'nde ve Kuleli Askeri Lisesi'nde okudu. Karabekir, Harp Okulu'nda
Mustafa Kemal ile tanıştı.1902'de Harp Okulu'nu, 1905'te Harp Akademisi'ni
bitirdi.1909'da İstanbul'da patlak veren 31 Mart Olayı'nı bastırmak üzere
buraya gönderilen Hareket Ordusu'nda Mustafa Kemal ile birlikte Kazım Karabekir'de
vardı.
Birinci Dünya Savaşı başlarında yarbaylığa yükselen Karabekir, savaş yılları
boyunca İran sınırında, Halep'te, Doğu Cephesi'nde, Çanakkale'de bulundu. 1917'de
atandığı Diyarbakır'daki 2. Kolordu komutanlığından sonra, Erzincan yakınındaki
Kafkas Kolordusu'nun başına getirildi ve bu görevi sırasında Ermenileri
püskürterek Erzincan ve Erzurum'u geri aldı. Sarıkamış'taki kolordu ile
işbirliği yaparak Kars ve Gümrü kalelerinin alınmasında üstün başarı gösterdi.
Bunun sonucu olarak da generalliğe yükseltildi.
Karabekir'in hayatındaki önemli dönüm noktalarından biri Doğu'daki görevine
gidişiyle başlar. Asıl başlangıç tarihiyse Mustafa Kemal'in Samsun'a çıktıktan
sonra, kendisiyle temasa geçmesidir. O günden başlayarak Karabekir'in sınıf
arkadaşı Mustafa Kemal ile tam bir işbirliği yapacak ve bu beraberlik Kurtuluş
Savaşı'nın sonuna kadar sürecektir.
Kazım Karabekir Doğu'da Milli Mücadele'yi sürdürürken Edirne milletvekili
olarak Birinci Büyük Millet Meclisi üyeleri arasına girdi ve böylelikle siyasi
hayata atıldı. 1923 seçimlerinde de İstanbul'dan milletvekili seçildi. Aynı
zamanda merkezi Ankara'da olan 1. Ordu'nun komutanlığı görevini aldı. 1.dönem
milletvekilliği sırasında pek faal olamayan Karabekir, 1923'ten sonra
Parlamento'da sayıları oldukça azalan Mustafa Kemal'in muhalifleri arasında yer
aldı. Çok geçmeden de Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele, Cafer Tayyar
Eğilmez Paşalarla birleşerek Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nı kurdu (1924)
ve bu partinin genel başkanlığını üzerine aldı. Partinin ömrü uzun olmadı ve
1926'da Mustafa Kemal'e karşı yapılan suikast girişiminden sonra kapatıldı.
Kazım Karabekir 1948 yılında Ankara'da öldü.
Kazım Özalp
Devlet adamı. 1880 yılında Köprülü-Yugoslavya'da doğdu. Harp Okulu'nu (1902) ve
Harp Akademisi'ni (1905) bitirdi. Selanik'te 36.Alay 2.Bölük komutanlığına
atandı. Daha sonra, İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne giren Kazım Bey, 31 Mart
isyanını bastıran Hareket Ordusu'yla birlikte İstanbul'a geldi (1909). Balkan
Savaşı'ndan sonra, İstanbul Merkez Komutanlığı yardımcılığına atandı (1913).
1914'te Binbaşı oldu. Van Seyyar Jandarma Alayı komutanıyken(1914), I.Dünya
Savaşı'na katılarak Ruslara karşı savaştı. Yunanlıların İzmir'i işgalinde,
Balıkesir'deki 61.Tümen komutanlığında görevliydi ve o çevrede Kuva-yı Milliye'yi
örgütledi. Bu arada Balıkesir Milletvekili olarak TBMM'ye girdi (1920). Meclis
tarafından İzmir Şimal Cepheleri komutanlığına atandı. Sakarya Savaşı'na ve
Büyük Taarruz'a katılarak 1921'de Tümgeneral, 1922'de Korgeneral oldu.
1922-1924'te Milli Savunma Bakanı, 1924-1935'te Meclis Başkanıydı. Bu arada
orgeneralliğe yükseldi (1926). 1935'te ikinci defa Milli Savunma Bakanlığına
getirildi. 1943'te CHP Meclis grup başkan vekili oldu. 1950 seçimlerinde Van'dan
milletvekili seçildi ve 1954'te siyasi hayattan çekildi.
Kılıç Ali
Asker ve siyaset adamı. Askeri okulu bitirdikten sonra binbaşı rütbesiyle
I.Dünya Savaşı'na katıldı. Kurtuluş Savaşında Maraş, Antep yöresinde milli
kuvveti kurmakla görevlendirildi. Karayılan ve Şahin Bey ile birlikte bu
bölgede çıkan ayaklanmaları ve Kırşehir isyanını bastırdı. Maraş, Antep ve Urfa'da
bulunan Fransız kuvvetlerine karşı yapılan çatışmalardaki başarısı ona, Antep
kahramanı olarak ün sağladı. Ağrı isyanı sırasında kurulan İstiklal Mahkemeleri'nde
üyelik yapan Kılıç Ali, 1920-1938 yılları arasında Antep milletvekilli olarak
TBMM'de bulundu. 1970'de Yeni Türkiye Partisi'nin kurucuları arasında yer aldı.
"Hatıralarını anlatıyor" (1955), "Atatürk'ün Hususiyetleri" (1955), "İstiklal
Mahkemesi Hatıraları" (1955) adlı kitapları vardır.
Mazhar Müfit Kansu
Siyaset adamı ve idareci. 1873'de Denizli'de doğdu. Edirne'de gördüğü ilk ve
orta öğreniminden sonra Gelibolu'da (1891) ve Edirne İdadisi'nde tarih ve
matematik öğretmenliği yaptı. 1897'den sonra idareci olarak görev alan Kansu,
Havza, Çorlu, Çisriergene ve İskeçe kaymakamlığında, 1908'den sonra da
Gümülcine, Lazistan, Mersin, İzmit ve Balıkesir mutasarrıflıklarında bulundu.
İdareciliğinin yanı sıra siyasetle de ilgilenerek İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin
üyeleri arasında yer aldı. 1918'de Rus istilasından yeni kurtulan Bitlis'e vali
atandı. Heyet-i Temsiliye üyeliğine seçildi. Heyet, Ankara'ya geldiği sırada
İstanbul'da son Meclis-i Mebusan toplanıyordu. Kansu, Mustafa Kemal'in de
isteğiyle İstanbul'a gitti. Felah-ı Vatan Grubu'nun çalışmalarına katıldı ve
Meclise Hakkari Milletvekili olarak girdi. Heyet adına Vahdeddin ile görüşerek
ona Anadolu'ya geçmesini teklif etti. İstanbul işgal edilip Meclis-i Mebusan
feshedilince, Kansu gemiyle Beyrut'a geçti. Oradan Silifke yoluyla Ankara'ya
geldiği zaman TBMM açılmıştı. Hakkari Milletvekili olarak görev aldı.
Milletvekilliği dışında Elazığ valiliğine atandı. 1923, 1939 dönemlerinde
Denizli Milletvekilliği ve 1925'te Doğu İstiklal Mahkemesi'nde başkanlık yaptı.
1939-1946'da Çoruh milletvekili olarak siyasi hayatını sürdürdü. Mustafa Kemal'in
Milli Mücadele döneminde ve Cumhuriyet yıllarından olan Kansu'nun "Erzurum'dan
ölümüne kadar Atatürk'le beraber" adıyla 4 Mart 1948'den Son Telgraf
gazetesinde yayımladığı anıları, 1966'da Türk Tarih Kurumu tarafından iki cilt
olarak basıldı. 1948 yılında İstanbul'da öldü.
Müfit Özdeş
Asker ve siyaset adamı. 1874 yılında
Kırşehir'de doğdu. Harp Akademisi'ndeyken çöküşe hızla yaklaşan Osmanlı
İmparatorluğu'nun kaderini değiştirmenin yollarını arayan genç subaylar
arasında idi. Hürriyetçi görüşleri benimsemiş olan Mustafa Kemal ve Ali Fuat
Cebesoy gibi subaylarla yakın ilişkiler kurdu. Bu arkadaşları ile birlikte
gizli bir gazete çıkarma çabası içine girdi.
Girişimin cezası korktuğundan hafif oldu ve rütbesinin geri alınmasını
beklerken, sürgün niteliğinde bir atanma emri aldı. Mustafa Kemal ile birlikte
Şam'a gönderildi.
İstanbul'da başlayan dostluk Şam'da daha koyulaştı. Mustafa Kemal ile hemen her
vakit beraber idiler. Çok geçmeden sürgünde tanıştıkları, tıp öğrencisi Mustafa
Efendi, düşüncelerine yeni unsurlar ekledi. Aslında o da siyasetle ilgilendiği
için İstanbul'dan uzaklaştırılmıştı.
Çok geçmeden bu üç arkadaş düşüncelerini gerçekleştirmek için bir örgüt meydana
getirmeye karar verdiler ve Vatan ve Hürriyet Cemiyeti'ni kurudular. Gizli
cemiyetin karargahı tıp öğrencisi Mustafa Efendi'nin dükkanıydı. Müfit Özdeş,
Milli Mücadele'nin başından itibaren eski arkadaşı Mustafa Kemal'in yanında yer
aldı. Kurtuluş Savaşı'nın sonuna kadar cephelerde savaştı. Savaşın sonunda
Binbaşılıktan emekliye ayrılarak Meclise girdi ( 1923). 1939'a kadar
Milletvekilliği yaptı. Bu süre içinde bir ara Şehremaneti müfettişliği yapan
Müfit Özdeş 1940'da İstanbul'da öldü.
Mustafa Cantekin
Doktor ve siyaset adamı. 1878'de Çorum'da
doğdu. İstanbul Tıp Fakültesi'nde okurken siyasetle ilgilendiği için kalebent
olarak üç yıllığına Şam'a sürüldü. Burada, İstanbul'dan uzaklaştırılmak amacıyla
Şam'a atanan Mustafa Kemal ile tanıştı. Dostlukları hemen o gün başladı.
Mustafa Efendi'nin kitapları ilk bakışta Mustafa Kemal'in dikkatini çekti.
İki Mustafa'nın dostluğu hızla gelişti ve çok geçmeden kendilerine katılan,
genç subaylardan, Kırşehirli Lütfi Müfit (Özdeş) Efendi'yle birlikte gizli
Vatan ve Hürriyet Cemiyeti'ni kurdular.
Sürgünden döndükten sonra öğrenimini tamamladı. Kurtuluş Savaşı başlarında
Mustafa Kemal'in yanında yer aldı. Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne
Kırşehir milletvekili olarak girdi. 1950'ye kadar da sürekli olarak Meclis'te
kaldı. Milletvekilliğinin sürdüğü yıllarda bir ara da Afyon Askeri
Hastanesi'nin başhekimliğini yaptı. Savaş yaralılarını kurtarmak için çaba
gösteren Mustafa Efendi, 1955 yılında Ankara'da öldü.
Mustafa Necati
Devlet adamı. 1894 yılında İzmir'de doğdu. İstanbul Hukuk Okulu'nda okudu. İzmir
Öğretmen okulunda kısa bir süre öğretmenlik, Özel Şark okulunda müdürlük yaptı
(1915-1918). Avukatlık yaptı. İzmir, Yunanlılar tarafından 15 Mayıs 1919'da
işgal edilince, Balıkesir Cephesi'ndeki çete savaşlarına katıldı. Anzavur
kuvvetlerine karşı, Kuva-yı Milliye komutanı olarak savaştı. Yunanlılara karşı
girişilen savaşlarda da bulundu. Balıkesir'de, İzmir'e Doğru gazetesinde Milli
Kurtuluş Savaşı'nı destekleyen yazılar yazdı. Saruhan Milletvekili oldu (1920).
İstiklal Mahkemesi başkanlığı yaptı. Millet Meclisi'nin ikinci dönemine, İzmir
Milletvekili olarak girdi. Mübadele ve İmar ve İskan bakanlığına (1923) daha
sonra da Adliye bakanlığına getirildi (1924). İki yıl kadar Öğretmenler Birliği
başkanlığında bulundu. 1925 yılından, ölünceye kadar da Milli Eğitim Bakanlığı
(Maarif Vekilliği) yaptı. Hayatının en önemli ve en etkili görevi budur. 1929'da
Ankara'da öldü.
Mustafa Necati, 1928'da eğitimimizi daha üstün bir duruma getirmek için acele
alınması gereken tedbirleri düşünmüş ve kanun haline getirmişti. İlk defa
temelli olarak ve çok sayıda öğretmen yetiştirmekle zorunlu ilköğrenimi
gerçekleştirme yolunu açtı. Onun zamanında kabul edilmiş kanunlarla
öğretmenlik, bir meslek haline geldi. 1928'de Türk harflerinin kabul
edilmesiyle eğitimimizde görülen gelişme de onun zamanında gerçekleşti.
Muzaffer Kılıç
Mustafa Kemal'in yaveri. 1897'de İstanbul'da doğdu. Harp Okulu'nu, topçu
teğmeni olarak bitirdi. Galiçya Cephesi'nden sonra Filistin'de 7. Ordu
Müfettişliği yaverliği yaptı ve bu sırada 7. Ordu'yu komuta eden Mustafa Kemal'in
karargahına geçti. Kumandanın emir subayı oldu. Bu beraberlik 1930 yılına kadar
sürdü. Erzurum ve Sivas kongrelerinde, Heyet-i Temsiliye çalışmalarında Mustafa
Kemal'in sivil karargahında kaldı. Ankara'ya geldikten sonra görevini sürdürdü.
Muzaffer Kılıç, Cumhuriyet'in ilanından sonra, baştan beri Mustafa Kemal'in
yanındaki diğer subaylarla birlikte, terfi etti ve yüzbaşı oldu. Çankaya Köşkü'ndeki
görevini aksatmadan, Ankara Hukuk Mektebi'ne girdi ve 1928'de mezun oldu. Kısa
bir süre sonra da iş hayatına atıldı. Ticaretle uğraştı. Bir nebati yağ
fabrikası kurdu. Bu arada İstanbul Şehir Meclisi üyeliğine seçildi ve uzun
yıllar burada kaldı. Aynı zamanda Ankara Anonim Türk Sigorta Şirketi'nin
yöneticiliğini üstlendi. 1939'da bir dönem Giresun milletvekilliği yaptı.
1959'da özel işlerini izlemek için Ankara'ya giden Muzaffer Kılıç Kızılay'da,
sokakta geçirdiği bir kalp krizi sonunda öldü.
Nuri Mehmet Conker
1882 yılında Selanik'te doğdu. 1902'de Harbiye'yi, 1905'de Harp Akademisi'ni
bitirdi. Atatürk'ün çocukluk ve silah arkadaşıdır. Conker Selanik'te 3. Ordu'da,
Hareket Ordusu'nda, Arnavutluk Harekatı'nda, Afrika'da Trablusgarp ve Bingazi
muharebelerinde, Anafartalar'da ve Conkbayırı muharebelerinde, doğuda Muş
Cephesi'nde bulundu. İleri saflarda yer aldığı Bolayır ve Conkbayırı
muharebelerinde yaralandı.
Nuri Conker, 1920 Haziranında Ankara'ya gelerek Kurtuluş Savaşı'na katıldı.
Kendisine önce TBMM tarafından basın ve istihbarat müdürlüğü görevi, bir süre
sonra da Ankara bölge komutanlığı verildi. Kısa bir süre de Ankara valiliği
yaptı. 1921 Mart ayı içinde bazı satın alma işleri için Almanya'ya gönderildi;
Eylül 1920, Mart 1921 tarihlerinde 41. Tümen komutanlığı ve aynı zaman da Adana
Valiliği görevini yürüttü.
1921 yılında kendi isteğiyle emekli olan Conker, 1925-1927 yılları arasında
Kütahya Milletvekilliği, 1932-35 yılları arasında da Gaziantep milletvekili
olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi başkan vekilliği yaptı. Conker'in "Zabit ve
Komutan" adlı bir eseri vardır. 1937 yılında Ankara'da öldü.
Ömer Naci
1878 yılında İstanbul'da doğdu. Bursa'daki Işıklar Askeri Lisesi'nde okurken
hocaları da, arkadaşlarının hemen hepsi de kendisinin geleceğin başarılı bir
askeri değil de güçlü bir şair ve ateşli bir hatip olarak görüyorlardı. Çok
okuyordu, okuduklarının çoğu Namık Kemal'in, Tevfik Fikret'in şiirleri ve Jön
Türklerin gizli yayınlarıydı. Bu yüzden de sık sık başı derde giriyordu. Bunun
sonucu olarak Bursa'daki öğrenim yıllarında izin zamanlarını okulun cezaevinde
geçiriyordu.
Okuldan kovulmasının düşünüldüğü bir sırada bir hocasının arka çıkmasıyla1895
yılında Manastır İdadisi'ne sürüldü. Ne var ki Ömer Naci'nin bu yeni okulda ilk
ilgilendiği kişilerden biri de o tarihlerde aynı okulda okuyan Mustafa Kemal
oldu. Ömür boyu sürecek bir dostluk hemen o günlerde başladı. Ömer Naci güzel
konuşmasıyla Mustafa Kemal'i etkiledi. Ömer Naci Subay çıktıktan sonra İttihat
ve Terakki Fırkası'na girdi; burada yönetim kurulu üyeliğine kadar yükseldi;
İttihat ve Terakkicilerin hükümeti ele geçirmelerini sağlayan Babıali
Baskını'nı düzenleyenlerin başında o vardı. Subay olarak Kafkas Cephesi'nde,
İran'da bulundu. Buralarda Teşkilat-ı Mahsusa görevlisi olarak baskınlar
düzenledi, çete savaşları vardı. 1916 yılında Kerkük'te bulunduğu bir sırada
Tifüse yenildi ve öldü.
Rauf Orbay
Rauf Orbay 1881 yılında İstanbul'da doğdu. Milli Mücadele'ye katılmak üzere
Anadolu'ya geçtiğinde imparatorluğun hemen her yanına ün salmış milli
kahramanlardan biriydi. Bahriye Mektebi'ni bitirmiş, Balkan Savaşı sırasındaki
deniz savaşlarında büyük başarılar göstermiş ve bu nedenle "Hamidiye Kahramanı"
unvanını kazanmıştı. İzzet Paşa kabinesinde Bahriye nazırlığı yaptı, bütün bu
parlak başarıların sonunda Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküş belgesi olan Mondros
Mütarekesi'ni imzalamak zorunda kaldı. Malta sürgününden dönen Rauf Orbay 1921'de
Ankara'ya gittiğinde kendisine Nafia vekilliği verildi. Bakanlıktan ayrıldığı
yıl Meclis ikinci başkanlığına seçildi, 1922-1923 arasında bir kaç ay
Başbakanlık yaptı. 1924'te Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kurulduğunda Rauf
Orbay, daha önce İkinci Grupta başlattığı muhalefetini bu toplulukta sürdürmeyi
daha uygun buldu. 1942-1944 yılları arasında Türkiye'nin Londra büyükelçisi
oldu. Rauf Orbay 1964 yılında öldü.
Refet Bele
Refet Bele 1881 yılında İstanbul'da doğdu. 1899 yılında Harp Okulu'nu, 1912'de
Harp Akademisi'ni bitirdi. Birinci Dünya Savaşı'nda Filistin Cephesi'nde İkinci
Gazze Muharebesi'nde başarı sağladı. Milli Mücadele ve Kurtuluş Savaşı'ndaki
görevi, Mustafa Kemal ile birlikte Samsun'a çıkışıyla başladı. Refet Bey,
merkezi Sivas'ta bulunan ve Mustafa Kemal'in müfettiş olarak görevlendirildiği
3. Ordu'ya bağlı, 3. Kolordu komutanlığına atandı. Erzurum Kongresi'ne ve
Samsun delegesi olarak Sivas Kongresi'ne katıldı. Aydın ve çevresinde
ayaklanmalar başlayınca burada görevlendirildi. Daha sonra Çerkez Ethem
Ayaklanması'nı bastırdı. Bu arada generalliğe yükseltilerek Dahiliye
vekilliğine ve Batı Cephesi komutanlığına atandı. 1922'de Doğu Trakya'yı geri
almakla görevlendirildi.
Cumhuriyet' in ilanından sonra Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'na girdi. 1926
yılında milletvekilliğinden ve askerlikten ayrılan Refet Bele, 1935-1939 ve
1946-1950 tarihlerinde İstanbul milletvekili seçildi.
Ruşen Eşref Ünaydın
Ruşen Eşref Ünaydın 1892 yılında İstanbul'da doğdu. Galatasaray Sultanisini ve
Edebiyat Fakültesi'ni bitirdi. Askeri Baytar Alisi'nde, Darülmuallimin-i
Aliye'de, Türkçe ve Fransızca öğretmenliği yaptı. Yazarlık hayatına 1914'te
mütercimlikle başladı. 1918'de Yeni Gün muhabiri olarak Kafkasya'ya, Tasvir-i
Efkar muhabiri olarak Sivas'a gitti. Dergi ve gazetelerde mülakat ve gezi
türünde yazıları yayımlandı. 1920'de Anadolu hükümetinin çağrısı üzerine
İnebolu yoluyla Ankara'ya gitti; Türk Kurtuluş Savaşı'na katıldı. 1922 yılında
Buhara elçiliği başkatibi oldu. Lozan Konferansı'nda matbuat müşavirliği yaptı.
TBMM ikinci döneminde Afyonkarahisar Milletvekili seçildi. Riyaset-i Cumhur
Umumi Katipliği'nde, Tiran, Atina, Budapeşte elçiliğinde ve Roma, Londra ve
Atina Büyükelçiliğinde bulundu. 1952'de emekliye ayrıldı. "Servet-i Fünun", "Donanma",
"Tedrisat", "Türk Yurdu" ve "Yeni Mecmua"da yayımladığı mülakat, mensur şiir ve
hatıra türünde yazılarıyla tanındı. Mustafa Kemal Paşa'nın yakın çalışma
arkadaşlarından biri olan Ruşen Eşref Ünaydın, Mustafa Kemal Paşa'yı Türk
basınında ilk defa tanıtmasıyla ünlüdür.
Salih Bozok
Salih Bozok 1881'de Selanik'te doğdu.
Mustafa Kemal ile önce mahalle, daha sonra da okul arkadaşlığı daha başlangıçta
kaderini çizmiş oldu. İkisi de aynı okullarda okuduktan sonra aynı yıl Harp
Okulu'nu bitirdiler. Salih Efendi jandarma sınıfına seçilmişti. Mustafa Kemal
ise Akademiye devam edecek, kurmay olacaktı. Mustafa Kemal Milli Mücadele'yi
başlatmak üzere Anadolu'ya geçmeden önce ve Suriye Cephesi'nde bulunduğu sırada
Salih Efendi'yi başyaver olarak yanına getirtti. Sürekli beraberlik böyle
başladı ve Salih Bey yarbaylıktan emekliye ayrıldıktan sonra bile Mustafa Kemal'in
yakınında kaldı.
Yüzbaşı Salih, Mustafa Kemal'in yanında, Heyet-i Temsiliye'de görevli olarak
Ankara'ya gitti. Mustafa Kemal Meclis Başkanı iken o da Meclis Başkanı
başyaveriydi. Mustafa Kemal Cumhurbaşkanı seçilince yarbay Salih de
Cumhurbaşkanlığı başyaveri oldu. Yarbay rütbesinde ordudan istifa ettiğinde
önce, o zamanki adı Bozok olan Yozgat'tan milletvekili seçildi; milletvekilliği
1939 seçimlerine kadar her dönemde yenilendi; bu arada Mustafa Kemal'in
sofrasındaki yerini ve çevresindeki görevini de muhafaza ediyordu. Salih Bey bu
dönemde İş Bankası'nın kurucuları ve hissedarları arasında yer aldı. Mustafa
Kemal'in ölümüyle Salih Bozok'un dünyası da yıkılmış oldu. Milletvekilliği
sürdüğü halde sağlık durumundan şikayet ederek Yalova'ya çekildi ve 1941
yılında öldü.
Tevfik Rüştü Aras
Tevfik Rüştü Aras 1883 yılında Çanakkale'de doğdu. Beyrut Tıbbiyesi'ni bitirdi
ve doktor olarak İzmir, Selanik ve İstanbul'da çeşitli görevlerde bulundu.
İttihat ve Terakki'ye girdi. Selanik'te Mustafa Kemal ile yakın arkadaş oldu.
1918'de Meclis-i Ali-i Sıhhi (Yüksek Sağlık Kurulu) üyesiydi. 1920 yılında
Ankara'da TBMM açıldıktan sonra Muğla'dan (müstakil Menteşe livası)
milletvekili seçildi. İlk dönemde Kastamonu İstiklal Mahkemesi üyeliğine
getirildi. 1920 sonbaharında, Türkiye Komünist Fırkası'nın kurucuları arasına
girdi. TBMM Hükümeti'nin Rus Federatif Sosyalist Cumhuriyeti'ne ilk büyükelçi
olarak gönderildiği Ali Fuat Paşa(Cebesoy) delegasyonu ile Moskova'ya gitti.
1923'ten 1939'a kadar İzmir milletvekilliğinde bulundu.
4 Mart 1925'te Takrir-i Sükun Kanunu'ndan sonra kurulan İsmet Paşa(İnönü)
Kabinesi'nde Hariciye Vekili oldu. Atatürk'ün ölümüne kadar kurulan bütün
kabinelerde bu görevi sürdürdü. Dışişleri komiseri Litvinov'un davetlisi olarak
üç kere Rusya'ya gitti. 1926'da Odesa'da 1930 da ve 1937'de Sovyet ileri
gelenleriyle Moskova'da görüşmeler yaptı. 1939'da Londra Büyükelçiliğine atandı
ve üç buçuk yıl İngiltere'de kaldı. 1943'te emekli oldu. Savaşın sonlarında
İstanbul basınında (Özellikle Tan gazetesinde) yazılar yazdı. Demokrat
Parti'nin kuruluş mücadelesini destekledi. 1952-1959 yıllarında İş Bankası Yönetim
Kurulu Başkanlığı yaptı.
Tevfik Rüştü Aras'ın Dışişleri bakanlığı sırasında verdiği söylevleri Numan
Menemencioğlu tarafından derlenerek bir kitap haline getirilmiştir. "Lozan'ın
İzlerinde On Yıl" (1937, Fransızcası; 10 ans surles traces de Lausanne),
Uluslararası Diplomasi Akademisi tarafından yayımlanan "Diplomasi Sözlüğünde"
(Dictionnaire diplomatigue) Türkiye'nin Dış Politikası (Lapolitigue exterieure
de la Turguie) maddesini de
Tevfik Rüştü yazmıştır. Günlük basında çıkan yazılarının güncel olmayanlarını "Görüşlerim"
(1945 ve 1963) adlı iki cilt kitapta toplayan Tevfik Rüştü Aras, 1972 yılında
İstanbul'da öldü.
Yunus Nadi Abalıoğlu
Gazeteci Yunus Nadi Abalıoğlu 1880 yılında Fethiye'de doğdu. Abalızade Hacı
Halil Efendi'nin oğlu olan Yunus Nadi, ilköğrenimini Fethiye'de yaptı, Rodos
adasında Süleymaniye Medresesi'nde, İstanbul'da Galatasaray Sultaniyesi'nde
okudu. Sonra Hukuk Mektebi'ne devam etti. 1900'da Malumat gazetesinde çalışmaya
başladı. 1910'da İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin çıkardığı Rumeli gazetesinin
başyazarı oldu. 1911'de Meclis-i Mebusan'a Aydın milletvekili olarak katıldı.
1918'de İstanbul'da Yenigün gazetesini kurdu. 1920'de Muğla Milletvekili olarak
TBMM'ne girdi. 1924'te İstanbul'da Cumhuriyet gazetesini kurdu ve ölümüne kadar
başyazarlığını yaptı. TBMM'nin 6. dönemine kadar Muğla Milletvekilliğini yapan
Abalıoğlu, 28 Mart 1945'te tedavi için gittiği Cenevre'de öldü.
|