|
|
Seçtiklerim
Sağlık
Stres ve Beslenme | Stres ve Beslenme |
|
Çağımızın önemli
hastalıklarından biri olarak görülen stres; sıkıntı, zorlanma, dayanma gücünün
azalması olarak tanımlanmaktadır. Özellikle de endüstriyel toplumlarda yaşayan
insanlar kentleşme ve buna bağlı olarak kalabalıklaşma, gürültünün artması,
hızla zorlaşan yaşam şartları, trafik sorunu ve benzeri durumlarla sıklıkla
karşılaşmaktadır.
Çalışma hayatı ve özellikle bazı
meslek grupları ( öğretmen, polis, sekreter, gazeteci vb.) strese daha
yatkındırlar. Modern çağın hastalığı olarak bilinen stres karşısında bedenin
stresin 3 aşamasında tepki gösterdiği kanıtlanmıştır. Bunlar; alarm, direnç ve
tükenme aşamalarıdır. Alarm aşamasında stres yaratıcı faktörler fark edilmekte
ve biyokimyasal tepkiler harekete geçirilmektedir. Beden kendini korumaya
hazırlamaktadır. Stres yaratıcı faktörler ortadan kalkmayıp etkisini sürdürmeye
devam ettiğinde ise beden tükenme aşamasına gelmektedir.
Stresin olağan dışı sürelerde
devam etmesi halinde bedende sistematik yıpranmalara neden olmaktadır. Stresli bir
yaşam insanın duygusal gerginlik hissetmesine, toplumla bütünleşmeme ve uyumsuz
kişilik sergilemesine neden olmaktadır.
Stresin tırmanma
sürecini gösteren belirtiler:
* Sürekli telaş içinde olmak Bedendeki Değişimler ise:
Göz bebekleri büyür, tükürük
miktarı artar, kalp atışları sıklaşır, şiddetlenir, mide asidi artar, solunum
derinleşir, ter bezleri faaliyeti artar, kan basıncı yükselir, tüm duyu
organları hassaslaşır.
Stres yaşayan kişi bıkkın,
isteksiz, bitkin ve uyumsuz davranışlar gösterebilir. Ilımlı bir stresin
varlığında iş başarımının en yüksek az ya da çok yoğun bir stresin varlığında
ise iş başarımının en düşük düzeyde olduğu saptanmıştır. Olumsuzluklarla başa çıkma yöntemleri:
Kimyasal madde bağımlılığı Stresle etkin bir şekilde baş edebilmede beş
bileşen vardır:
Zihni ve Vücudu Yatıştırmak İçin Diyafram Nefesi
Şart!
Stresi hafifletmede zihni ve
vücudu yatıştırmayı öğrenmek son derece önemlidir. Vücudu bu amaçla gevşetmek
çok büyük önem kazanır. Kişiler sadece uyuyarak, TV seyrederek veya kitap
okuyarak ta gevşetebilirler. Gevşeme yanıtı deyimi 1970lerin başında Harvard
Üniversitesi profesörlerinden kardiyolog Dr. Herbert Benson tarafından stresle
baş edebilmede fizyolojik bir yanıt olarak ortaya atılmıştır.
Gevşeme de denetim parasempatik
sinir sisteminde olmaktadır. Parasempatik sinir sistemi; sindirim, soluk alma
gibi birçok vücut işlevinin yanı sıra dinlenme, gevşeme, görsel canlandırma,
meditasyon ve uyku sırasında kalp atım hızını da denetlemektedir. Sempatik
sinir sistemi bizi anlık tehlikelere karşı vücudu korumak üzere tasarlanmışken,
parasempatik sinir sistemi vücudun onarımı, bakımı ve yeniden yapılandırılması
için çalışmaktadır.
Vücudu gevşetmenin en kolay
tekniklerinden birisi de stresi azaltıp enerjiyi arttıran diyaframdan nefes
alıp verme yöntemidir. Diyafram nefesi ile beyindeki gevşeme merkezi harekete
geçer ve kişinin fizyolojisi değişmektedir. Yaşam Tarzı Unsurlarına Dikkat!
Kişinin stres düzeyini
belirleyen en önemli unsur yaşam tarzıdır. Ele alınması gereken en önemli unsur
ise bu noktada zaman yönetimi ve ilişkiler olmaktadır.
Zaman yönetimi konusunda
yapılabilecek en önemli hususlar:
Önceliklerinizi belirleyin. Bir gün
içerisinde yapabileceklerinizin kısıtlı olduğunun farkına varın ve sizin için
neyin önemli olduğuna karar verin ve ona hedeflenin.
Zor işlere öncelik verin. Enerji
düzeyiniz yüksekken en önemli işlerinizi tamamlayın. Sıradan ve gündelik
işlerinizi günün sonuna bırakmaya çalışın.
Toplantılarınızın süresini asgari süreye
indirin. Zamanını öğle yemeği önce ya da iş çıkışı öncesine göre planlayın. Bu
şekilde daha kısa süreceklerdir.
İşlerinizi ertelemeyin. Mantıkdışı bir
son teslim tarihine yetiştirilen işlerin genelde baştan yapılması gerekir. Bu
da o ilk iş ilk seferinde doğru yapılsa yaratacağı stresten daha fazlasını
yaratır.
*Mükemmeliyetçi olmayın. Mükemmele zaten
asla ulaşılamaz. Mantıklı kararlaştırılan bir zaman diliminde elinizden gelenin
en iyisini yapın ve bir sonraki işi elinize alın.
Çoğu insan açısından insanlar
arası ilişkiler de önemli bir stres kaynağıdır. İlişkiler üç ana kategoride
incelenebilir. Evlilik, aile ve iştir. Bir ilişkinin niteliği son tahlilde
iletişimin niteliği demektir. Etkin biçimde iletişim kurmayı öğrenmek, stres ve
insan ilişkilerden doğan çalışmaları azaltmada büyük önem taşır.
Başarılı bir iletişimin ilk anahtarı iyi
bir dinleyici olmayı öğrenin. İletişim kurduğunuz kişinin duygu ve
düşüncelerini sizinle kesintisiz paylaşmasına izin verin.
Aktif bir dinleyici olun. Bunun anlamı
karşınızdakinin anlattıklarına gerçekten ilgi göstermektir. Daha fazla bilgi ve
açıklama edinmek için sorular sorun; anlamlı sorular iletişim yollarını açar.
Başkasının lafını kesmeye çalışın. Nazik
olur ve diğerlerinin konuşmasına izin verirseniz çok kaba olan kişiler hariç
herkes nazikçe size yanıt verecektir.
Uzun sessizliklerden çekinmeyin. İnsanlar
arasındaki iletişimde sözcüklerden daha fazlasına yer vardır; sessizlik
sırasında da pek çok şey anlatılabilir. Rahatlayın. Bazı insanların
düşüncelerini toparlamak ve kendilerini güvende hissetmek için iletişim
sırasında sessizliğe gereksinimi vardır. Egzersiz ve Spor Yapma
Egzersizin vücut üzerindeki
anlık etkisi strese yol açmaktır. Ancak düzenli bir egzersiz programıyla vücut
bu duruma uyum gösterir. Egzersiz ve spor kapsamlı bir stres programının ve
sağlıklı olmanın en önemli unsurlarındandır. Düzenli egzersiz yapan kişiler her
zaman yorgunluk ve depresyondan daha az şikâyet ederler. Gerginlik, depresyon,
yetersizlik duygusu ve endişeler düzenli egzersizle azalır. Tek başına
egzersizin ruhsal durum ve stresli yaşam olaylarıyla başa çıkma üzerinde çok
büyük etkisi vardır. Sağlıklı Beslenme
Stresle baş edebilmek için
beslenme çok önemlidir. Stresin kaynağı ister fiziksel ister duygusal olsun
vücut adrenalin salgılayarak reaksiyon vermektedir. Stresin besin ögeleri
gereksinimine etkisi tam olarak bilinememekle birlikte metabolizmada bazı
değişiklikler olmaktadır.
* İmmün sistemin baskılanması sonucunda
enfeksiyon ve hastalıklara yakalanma sıklığı artmaktadır. Adrenalin oluşumu
için C vitaminine gerek duyulmaktadır. Uzun süreli streslerde artan adrenalin
düzeyine bağlı olarak daha fazla C vitamini tüketilmelidir. İnsan organizması
gereksinimini C vitaminden zengin portakal, kivi, biber, patates, brokoli gibi
yiyeceklerden karşılamaktadır. C vitamini yetersizliği, makrofajların
aktivitesini azaltarak, bakteri ve virüslerin saldırıya geçmesine neden
olmaktadır. Havuç, koyu yeşil yapraklı sebzeler, sarı- turuncu meyvelerde
bulunana beta karotenin de immün sistemi olumlu etkilediği bilinmektedir.
* Yine bağışıklı sistemini desteklemede
koyu yeşil yapraklı sebzelerde bulunan folik asit, deniz ürünleri,
kırmızı et ve tohumlarda bulunan çinko da vücuda yarar sağlamaktadır.
* Stres altında olan organizmanın protein
gereksinimi artar. Dolayısı ile yumurta, et ve et ürünleri, süt ve süt ürünleri
sıklıkla tüketilmelidir.
* Stres ya da anksiyeteden şikayet eden
kişilerin bazı önemli beslenme kurallarına uyarak vücut biyokimyasını
desteklemeleri gerekir. Yapılan araştırmalara göre de zararlı stres ile
zararsız stres arasındaki fark kişinin vücut sistemlerinin gücünden
kaynaklanır. Burada önemli olan alınan enerjinin kalitesi olmaktadır. Örneğin
Amerikalıların beslenme alışkanlıkları incelendiğinde çoğu insanın stres,
anksiyete ve yorgunluktan şikâyetçi olmasına şaşırmamak gerekir. Çoğu Amerikalı
gerektiği gibi yüksek nitelikli besinlerle beslenmez. Hayati önem taşıyan besin
maddeleri ile besleneceklerine çoğu Amerikalı kalori, şeker, yağ ve kolesterol
bakımından zengin rafine gıdalarla beslenir. Bu nedenle rafine gıdalardan uzak
kaliteli beslenmek gereki
* Ayrıca bireylerin tükettikleri kafein
miktarına dikkat etmesi gerekir. Çok düşük miktarda kafein bile örneğin
kafeinsiz kahvedeki miktarlar; depresyon, anksiyete, huzursuzluk, sık
tekrarlayan baş ağrıları, kalp çarpıntısı ve uykusuzluk gibi belirtilerle seyreden
durumları oluşturabilir. Kronik kafein tüketimi zihinsel ve fiziksel uyarıcı
olması nedeniyle hem anksiyeteye hem de depresyona yol açmaktadır. Bu nedenle
de günlük kafein tüketimini en fazla 2 fincan kahve içerek sınırlandırmak
gerekmektedir.
* Yüksek miktarda alkol alımı böbreküstü
bezlerinin salgısını arttırır ve vücut işlevlerini bozmaktadır. Özellikle sinir
sisteminde 0.05g/dl düzey alınan alkol bile etkisini gösterebilir. Yapılan
çalışmalarda alkol alımı sonrasında almayanlara göre anksiyetenin daha fazla
görüldüğünü göstermiştir. Sıklığına ve miktarına dikkat ederek alkol miktarı
ayarlanmalıdır.
* Rafine karbonhidratların kan şekeri
kontrolünde oldukça önemli işlevi olmaktadır. Bireylerin kan şekeri
seviyelerindeki düşüklük yani hipoglisemi durumu zihinsel işlevlerin
zayıflamasına sebep olmaktadır. Depresyondaki kişilerle yapılan pek çok
araştırmada da bu kişilerde hipoglisemiye rastlamıştır. Bu nedenle rafine şeker
tüketimini mümkün olduğunca azaltarak kompleks karbonhidratlardan zengin beslenmek
gerekmektedir. Bunu da beslenmenize kuru baklagilleri, sebzeleri,
meyveleri ve karışık tahıllı besinleri beslenmenize koyarak sağlamanız
mümkündür. * Yemekler her zaman rahatlatıcı bir ortamda yenilmelidir. Yemek yenilen ortamın ferah, rahatlatıcı ve hijyen açısından güvenilir olması daha rahat ve huzurlu yemek yemeğe olanak sağlar. Ayrıca yemeği hızlı ve büyük lokmalarla yemek yemek sindirimi de olumsuz etkileyerek stres yaratabilir. Bu nedenle yavaş yavaş ve huzurlu bir şekilde yemeği daha keyifli bir ihtiyaç haline dönüştürmek gerekmektedir. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|