|
Genetik yatkınlığın, yaralanma, vurma gibi fiziksel travmalar ve bazı ilaçlar
ile kimyasal maddelerin neden olduğu tahrişlerin sedef hastalığını tetiklediği
bildirildi.
Ankara Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Nihal Kundakcı, yaptığı açıklamada, sedefin, deride kırmızı renkte,
sınırları keskin, üzerinde beyaz sedef renginde kepeklenmeler olan, iyileşmeler
ve ataklarla süren genellikle iyi seyirli bir deri hastalığı olduğunu söyledi.
Sedef hastalığının bazı tiplerinin de hastanın genel durumunu etkileyebilen ve
yaşam kalitesini ciddi olarak bozabilen bir hastalık olduğunu belirten
Kundakcı, ''Sedef hastalığı, tüm dünyada genel olarak yüzde 1-3 sıklığında
görülmektedir'' dedi.
Kundakcı, hastalığın görülme sıklığının, coğrafi şartlar, iklim, beslenme
alışkanlıklarının yanı sıra büyük ölçüde ''ırklarla ilgili genetik faktörlere''
bağlı olduğunu ifade ederek, ''Örneğin beyaz ırkta daha sık rastlanırken, sarı
ve siyah ırkta daha seyrektir. En sık Kuzey Avrupa ülkelerinde görülür.
Kızılderililerde, Afrika orijinli Amerikalı siyahlarda az rastlanır,
Eskimolarda çok enderdir'' diye konuştu.
Sedef hastalığının nedeninin tam olarak bulunamadığını belirten Kundakcı, ömür
boyu devam eden bir hastalık olması nedeniyle tedavi ve takipte güçlük
yaşanabildiğini dile getirdi.
TRAVMA, HASTALIĞI TETİKLİYOR
Kundakcı, genetik yatkınlığın ve ''travma'' gibi bazı dış faktörlerin hastalığa
neden olabildiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:
''Vurma, künt travmalar, berelenme, yaralanma, böcek ısırıkları, ameliyat kesi
yerleri, kimyasal bazı ilaçlar veya kimyasal maddelerle olan tahrişler ile
güneş yanıkları hastalığı tetikliyor.
Sedef, genellikle derinin travma gören alanlarında, diz, dirsek, sırtın arka
alt kısımları ve saçlı deri, aşırı kilolu kişilerde koltuk altı, kasıklar, meme
altı gibi kıvrım bölgelerinde görülüyor.''
Kundakcı, enfeksiyonların, mantar gibi bazı bakterilerin ve hormon yapısındaki
değişikliklerin de hastalığı tetikleyebildiğini belirtti.
AİLESİNDE SEDEF OLANLARIN YATKINLIĞI DAHA FAZLA
Sedef hastalığının her yaş grubunda görülebildiğini ve cinsiyet seçmediğini
belirten Kundakçı, hastalığın genellikle kadınlarda 27, erkeklerde ise 29
yaşında ortaya çıktığını dile getirdi.
Kundakçı, ailesinde sedef hastası olan kişilerde, olmayanlara göre başlangıç
yaşının daha erken olduğuna dikkati çekerek, ''Hastalık, zaman içinde
kendiliğinden veya tedaviler sonucu iyileşme seyrine girebilir ve dönem dönem
tekrarlayarak ömür boyu sürebilir'' dedi.
Hastaların üçte birinin aile yakınlarında sedef hastası bulunduğunu dile
getiren Kundakçı, ''Genel görülme sıklığı yüzde 1-3 olan bu hastalıkta,
ebeveynlerden birinde sedef varsa görülme sıklığı yüzde 8-10'a, her iki
ebeveynde de varsa yüzde 30-40'a kadar yükselmektedir'' diye konuştu.
BELİRTİLERİ NEDİR?
Kundakcı, hastalığın deride kırmızı renkte, üzerinde beyaz sedef renginde
kepeklenmeler görüldüğünü ve bazı kişilerde çok şiddetli kaşıntıya neden
olduğunu ifade ederek, ''Nadiren de kızarık deri alanları üzerinde içi
iltihaplı belirtiler görülebilir ve ateş yapabilir'' dedi.
Sedef hastalığında deri dışında en sık etkilenen organların tırnaklar ve
eklemler olduğunu belirten Kundakcı, tırnaklarda nokta şeklinde çukurcuklar,
şekil ve renk değişiklikleri ile eklem tutulmaları görüldüğünü kaydetti.
Bunların dışında kuruluk gibi çeşitli göz problemleriyle de karşılaştıklarını
anlatan Kundakcı, sedefin bulaşıcı bir hastalık olmadığını, bu nedenle
insanların sedef hastaları ile temastan çekinmemeleri gerektiğini dile getirdi.
Kundakçı, alkol alımının ve sigaranın hastalığı olumsuz etkilediğini ifade
etti.
Sedef hastalığında genellikle bulguların çok yaygın olması, vücudun yüz, eller,
kollar ve genital bölge gibi sosyal açıdan önem taşıyan kısımlarında görülmesi,
kaşıntı ve iş gücü kaybına neden olan durumlarda tedaviye ihtiyaç olduğunu
belirten Kundakcı, hastaların bir kısmının pomat ya da krem şeklinde basit, bir
kısmının da daha yoğun tedavi gördüğünü söyledi.
Kundakcı, ömür boyu devam eden, sık sık tedavi uygulanan sedef hastalığında,
hastanın hastane ile temasının azaltılabilmesi, evinde uygulayabileceği rahat,
pratik uygulaması olan ilaçlar seçilmesi, ilaçların yan etkisinin minimum
olmasının dikkate alınması gerektiğini vurguladı.
|