|
Gelişen teknoloji, günümüz yaşam koşulları çocukların sağlığını da
olumsuz yönde etkiliyor. Anadolu Sağlık Merkezi’nden Pediatri ve Pediatrik
Endokrinoloji Uzmanı Dr. Neslihan Güngör, konuyla ilgili soruları yanıtladı.
1.Tüm dünyadaki çocukların sağlığını olumsuz etkileyen faktörler nelerdir?
Çocuk sağlığını olumsuz etkileyen faktörler ülkeden ülkeye farklılık
göstermekte olup, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerdeki durumun ayrı ayrı
irdelenmesi gerekmektedir. Örmeğin, gelişmemiş ülkelerde açlık, gebelik
takiplerinin mümkün olmaması, doğum öncesi ve doğum sonrasında verilmesi
gereken tıbbi bakımdaki yetersizlikler, bulaşıcı hastalıklara karşı aşılama
işlemlerinin yetersiz olması gibi çok temel sorunlar vardır. Madalyonun diğer
yüzü olan gelişmiş ülkelerde ise, hareketsiz ya da az hareketli yaşam ve
dengesiz beslenme gibi yaşam tarzı değişikliklerinin yolaçtığı fazla kiloluluk
ve şişmanlık, çocukları çok ciddi sağlık problemleri için tehlikeye
sokmaktadır. Genel anlamda, küresel ısınma, güvenilir su kaynaklarının giderek
azalması gibi sorunlar, tüm dünya çocuklarının yarınları için ciddi tehdit
oluşturacak gibi görünmektedir. Ayrıca çevre kirliliği de unutulmamalıdır. Bu
durum, bulaşıcı hastalıklarda ve zaman içinde alerjik hastalıklarda artışa yol
açacak, çocuk ve toplum sağlığını ciddi olarak tehdit edecektir.
2.Hangi hastalıklar, çocukların yaşam süresini ve yaşam kalitesini
azaltıyor?
Kronik yani uzun süreçli hastalıklar çocukların yaşam süresini ve yaşam kalitesini
azaltıyor. Örneğin, kronik böbrek yetmezliği gibi, ayrıca şeker hastalığı gibi
rahatsızlıklar da bu grupta sayılabilir. Ciddi alerjik hastalıklar, astım gibi
durumlar da tedavi ve koruyucu önlemlerle kontrol altına alınamazsa çocuğun
yaşam kalitesini azaltmaktadır.
Özellikle son 20 yılda çocuklarda fazla kiloluluk ve şişmanlığın artması ile
“Tip 2 Diyabet “ dediğimiz bir şeker hastalığı tipinin artışı sözkonusu
olmuştur. 1980’li yıllar öncesinde, sadece erişkin yaş grubuna a ait bir
hastalık hatta bazı kişiler atrafından “yaşlılık şekeri” olarak bilinen bu
rahatsızlık, kiloluluğun arttığı gelişmiş ülke çocuklarında giderek artışa
geçmiştir. Bu sorun, çocukları, erken yaşta görülecek kalp ve damar
rahatsızlıkları için de ciddi bir tehlikeye sokmaktadır. Bu öngörülerin
ciddiyeti, dünyanın birçok ülkesinde yapılan bilimsel araştırma ve gözlemlerle
de desteklenmekte olup, sorun gerçekten çok ciddidir. Koruyucu önlemleri etkin
olarak şimdi hayata geçirirsek, gelecek nesilleri koruyabiliriz.Aksi taktirde, 20’li
yaşlarda kalp veya şeker hastalığı ile sıkıntı içinde yaşayan, yaşam kalitesi
ve verimliliği azalmış nesillere zemin hazırlanmış olacaktır.
3.Dünyada her yıl kaç çocuk, hangi hastalıklardan dolayı hayatını
kaybediyor?
Dünyada her yıl 5 yaşın altında yaklaşık 10 milyon çocuk ölmektedir; bu ,
saatte 1000 çocuktan fazlasının kaybedilmesi anlamına gelmektedir. Oysa ki bu
ölümlerin çoğu, basit ve ucuz önlemler ile engellenebilir.
Ölüm riskinin en fazla olduğu dönem, yaşamın ilk ayıdır. Sağlıklı doğum koşulları
ve temel yenidoğan bakımı esastır. Erken doğum, doğum sırasında oksijensiz
kalınması (asfiksi) ve enfeksiyonlar bu dönemdeki bebek ölümlerinin çoğundan
sorumludur.
1 ay – 5 yaş arası çocuk ölümlerinin en önemli nedenleri arasında, pnömoni
(zatürre), diyare (ishal), sıtma, kızamık ve HIV (İnsan bağışıklık yetersizliği
virüsü) sayılabilir. Malnütrisyon olarak tanımlanan, yetersiz ve dengesiz
beslenme bu ölümlerin %50’ sinden fazlasında kolaylaştırıcı rol oynamaktadır.
Dünyada 5 yaş altındaki yaklaşık 20 milyon çocuk ciddi olarak beslenme
yetersizliği ile karşı karşıyadır. Bu durum, çocukların hastalık ve erken ölüm
riskini arttırmaktadır. Dünyada çocuk sağlığı önemli düzeyi bölgeden bölgeye
farklılıklar göstermektedir: Tüm çocuk ölümlerinin dörtte üçü Afrika ve
Güneydoğu Asya’ da görülmektedir. Ülkeler içinde ise, çocuk ölümleri en fazla
kırsal alanlarda ve özellikle de sosyoekonomik düzeyi düşük ve az eğitimli /
eğitimsiz ailelerdedir.
4.Yakın gelecekte çocukların en çok karşılaşacakları sağlık sorunları
nelerdir?
Yeni araştırmalar nasıl bir tablo ortaya koyuyor?
Gelişmiş ülkelerde daha güncel olmakla beraber, gelişmekte olan ülkelerde de
giderek artan bir “yaşam tarzı değişikliğ” ile karşı karşıyayız. Çocuklarımız
daha az hareket ediyor ve göreceli olarak daha fazla enerji maddesi (yiyecek ve
içecekler) tüketiyor. Ulaşım, çoğunlukla motorlu taşıtlar ile yapılıyor,
gıdalar ve atıştırmalıklar heryerde mevcut. Ayrıca küçük ambalajlar içinde, çok
fazla miktarda enerji (kalori) içeren gıda ve yiyecekler (kalori- yoğun) artık
hemen her yerde bulunmakta. Bu nedenle, kullanılan enerji, alınan enerjiden hep
daha fazla oluyor. Bu artı dengenin acımasız faturası da kilo almak... Ne yazık
ki çocuklarda fazla kiloluluk ve şişmanlık (obezite) oranları giderek artıyor.
Bu sorunlar, vücudun hemen her organ ve sistemine zararlı etkiler yapabiliyor.
Kan şekerinin düzenlenmesinde problemler ortaya çıkabiliyor. Bunlar, insülin
direnci (kan şekerini normal seviyelere indirmekle yükümlü olan insülin
hormonunun etkinliğinde azalma) olarak başlayıp, şeker hastalığı öncesi
durumlara (pre-diabet=glukoz tolerans bozukluğu) ve gerçek anlamda şeker
hastalığına (diabetes mellitus, Tip 2) kadar ilerleyebiliyor. Kolesterol gibi
kan yağlarında olumsuz değişiklikler ve bunların damar sertliği gibi
problemlerin ilk temellerini atması, sorunun bir başka boyutu...
Öte yanda küresel ısınma, çevre kirliliği, güvenilir su kaynaklarının azalması,
bulaşıcı ve alerjik hastalıklarda artış, çocuk ve toplum sağlığına ciddi
zararlar verebilir. Eğitim ve ekonomi açısından zayıf toplumlarda temel anne
çocuk sağlığının gereklerinin yerine getirilememesi ( gebelik takibi,uygun
koşullarda doğum ve yenidoğan bakımı, eğitim,hijyen,bağışıklama...) çocuk
sağlığına yaşamın başlangıcından itibaren ağır darbeler vurabilmekte.
5.Halen gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde en sık karşılaşılan
hastalıklar - sağlık sorunları nelerdir?
En önemli sorunlar, beslenme ile ilgili problemlerdir. Beslenmenin sadece
azlığı değil, dengesiz veya aşırı olması da problem yaratıyor. Genel anlamda
beslenme eksikliği, malnütrisyon gibi problemlerin yanısıra belli vitamin ve
minerallerin eksikliği, örneğin demir eksikliği, özellikle gelişmekte olan
ülkelerde çok büyük bir problem. Annenin hamilelik döneminden itibaren bilinçli
olması ve dengeli beslenmesi, sağlıklı nesiller için çok önemli. Yaşamın ilk 6
ayında, zorunlu haller dışında, bebeğin sadece anne sütü ile beslenmesinin
önemi mutlaka vurgulanmalı.
Yanlış beslenme ve dengesiz beslenmede yine, anne sütünden erken dönemde
vazgeçilmesinin ve “destekleyici besinler” dediğimiz ek gıdalara erken
başlanmasının zararları da dikkate gelmeli. Bu bağlamda abur-cubur türü
gıdaların sık kullanılmasının olumsuz etkileri, katkılı- koruyuculu, boyalı
gıda ve içecekler, bunların kanserojen olmaya dek uzanabilen olumsuz etklileri
unutulmamalı. Anne ve çocuk sağlığının temelinde annenin iyi eğitilmesi ve
bilinçlendirilmesi de çok önemli.
6.Türkiye’ deki en önemli çocuk sağlığı problemi nedir?
Dünya Sağlık Teşkilatı 2003 istatistiklerine göre Türkiye’de her 1000 canlı
doğumdan 39’u (37 - 41) ölüm ile sonuçlanmaktadır.. Bu oran ABD’ de 8 ‘dir
(7-9).Yenidoğan bebek ölümlerinin nedenleri arasında, ilk sırada erken doğumlar
(%39), ardından doğum asfiksisi (%23) ve ciddi enfeksiyon (%19) gelmektedir..
5 yaş altı ölümlerde yenidoğan bebek ölümleri %49 ile il sırada olup, bunu %14
ile pnömoniler (zatürre), %12 ile ishaller, %20 ile diğer nedenler ve %4 ile de
kazalar izlemektedir.
Öncelikle sağlık hizmetleri halen yurdumuzun farklı köşelerindeki çocuklarımıza
eşit olarak ulaştırılamıyor. Bu durumun dengelenmesi gerek. Üreme çağındaki tüm
genç kız ve kadınların, ana çocuk sağlığı, anne sütünün önemi, sağlıklı
beslenme ve hijyen gibi konularda eğitilmesi gerek. Aşılama, bağışıklama
hizmetleri, yurdumuzun her köşesindeki çocuklara eşit derecede ulaşmalı.
Beslenme problemleri arasında önemli yer tutan demir eksikliği anemisi (demir
eksikliğine bağlı kansızlık) ile mücadeleye devam edilmeli. Özellikle hamile
kadınlarda, süt çocuklarında ve ayrıca ergenlik dönemi gibi hızlı büyüme
aşamalarında demir eksikliği büyük sorun yaratabiliyor. Çocuğun bedensel
gelişiminin yanısıra, zihinsel gelişimine olumsuz etkileri bulunuyor. Hamile
annelerde demir eksiliği olursa, bebekler düşük doğum ağırlığı ile dünyaya
geliyor ya da daha kötüsü, düşük, erken doğum gibi durumlarda artış oluyor.
Ülkemizde Sağlık Bakanlığı son yıllarda yeni girişim ve projelerle bu alanlarda
olumlu ve umut verici adımlar atmaktadır. Ev ve trafik kazalarının önlenmesi ve
pasif sigara içiciliğinin çocuklarımızın sağlığını tehdit edici sorunlar
oluşturmaması için toplum olarak bilinçli adımlar atmamız ve koruyucu önlemler
almamız gerekmektedir.
|